İsviçre

Bilgibank, Hoşgeldiniz
Gezinti kısmına atla Arama kısmına atla
İsviçre Konfederasyonu

Flag of İsviçre
{{{coat_alt}}}
Bayrak Arma
Slogan: (traditional)
"Unus pro omnibus, omnes pro uno" (Latince)
"One for all, all for one"
Marş: "Swiss Psalm"
Error missing media source
 İsviçre  'nın Konumu (green) Avrupa'da  (green & dark grey)
 İsviçre  'nın Konumu (green)

Avrupa'da  (green & dark grey)

BaşkentNone (de jure)
Bern (de facto)
46°57′N 7°27′E / 46.950°N 7.450°E / 46.950; 7.450
En büyük şehiriZürih
Resmi dillerAlmanca
Fransızca
italyanca
Romansh
Demonim(ler)Türkçe: İsviçreli,
ingilizce: Swiss,
Almanca: Schweizer(in),
Fransızca: Suisse(sse),
İtalyanca: svizzero/svizzera, or elvetico/elvetica,
Romansh: Svizzer/Svizra
HükümetFederal yarı-doğrudan demokrasi çok partili Parlamenter idari cumhuriyet
Walter Thurnherr
Yasama organıFederal Meclis
Devlet Konseyi
Ulusal Konsey
Tarihçe
c. 1300 (geleneksel 1 Ağustos 1291)
24 Ekim 1648
7 Ağustos 1815
12 Eylül 1848[1]
Alan
• Toplam
41,285 km2 (15,940 sq mi) (132.)
• Su (%)
4.2
Nüfus
• 2018 tahmini
Artan 8.508.898 (100.)
• 2015 nüfus sayımı
8,327,126
• Yoğunluk
206/km2 (533.5/sq mi) (68.)
GDP (PPP)2017 tahmini
• Toplam
$517 billion (39.)
• Kişi başına
$61,360 (9.)
GDP (nominal)2017 tahmini
• Toplam
$681 milyar (19.)
• Kişi başına
$80,837 (2.)
Gini (2015)Positive decrease"> 29.5
düşük · 19.
HDI (2017)Artan 0.944[2]
çok yüksek · 2.
Para birimiİsviçre Frangı (CHF)
Saat dilimiUTC+1 (CET)
• Yaz (DST)
UTC+2 (CEST)
Tarih formatıdd.mm.yyyy (AD)
Sürüş tarafısağ
Alan kodu+41
Koruyucu azizSt Nicholas of Flüe
ISO 3166 koduCH
Internet TLD.ch, .swiss

İsviçre, resmi olarak İsviçre Konfederasyonu, Avrupa'da bir ülkedir. 26 kantondan oluşuyor ve Bern şehri federal otoritelere ev sahipliği yapıyor. Egemen devlet, batıda, merkezde bulunan federal bir cumhuriyettir ve güneyinda Avrupa, İtalya, batısında Fransa, kuzeyinde Almanya ve doğusunda Avusturya ve Lihtenştayn ile sınırlanmıştır. sviçre, coğrafi olarak Alpler, İsviçre Yaylaları ve Jura dağ sistemi arasında bölünmüş bir kara ülkesidir, toplam alanı 41.285 km2 (15.940 sq mi) (arazi alanı 39,997 km2 (15,443 sq mi)). Alpler, bölgenin büyük bölümünü işgal ederken, yaklaşık sekiz buçuk milyonluk bir İsviçre nüfusu çoğunlukla en büyük şehirlerin bulunduğu plato üzerinde yoğunlaşmaktadır: bunlar arasında iki küresel ve ekonomik şehir Zürih ve Cenevre merkezleri vardır.

Eski İsviçre Konfederasyonu'nun kurulması, Avusturya ve Burgundi'ye karşı bir dizi askeri başarıdan kaynaklanan geç ortaçağ dönemine dayanmaktadır. Kutsal Roma İmparatorluğu'ndan İsviçre'nin bağımsızlığı, 1648'de Vestfalya Barışında resmen tanındı. Ülkenin Reforma geri dönen silahlı tarafsızlık geçmişi vardır; 1815'ten beri uluslararası bir savaş halinde değil ve 2002'ye kadar Birleşmiş Milletlere katılmadı. Bununla birlikte, aktif bir dış politika izlemektedir ve dünya çapında barış inşa süreçlerine sıklıkla katılmaktadır. Kızıl Haç'ın doğum yeri olmanın yanı sıra, İsviçre, ikinci en büyük BM ofisi de dahil olmak üzere çok sayıda uluslararası kuruluşa ev sahipliği yapmaktadır. Avrupa düzeyinde, Avrupa Serbest Ticaret Birliği'nin kurucu üyesidir, ancak özellikle Avrupa Birliği, Avrupa Ekonomik Alanı veya Euro Bölgesi'nin bir parçası değildir. Bununla birlikte, ikili anlaşmalar yoluyla Schengen Bölgesi ve Avrupa Tek Pazarı'na katılır.

Germanik ve Romanyalı Avrupa'nın kesişimini kapsayan İsviçre, dört ana dil ve kültür bölgesini kapsamaktadır: Almanca, Fransızca, İtalyanca ve Romanca. Nüfusun çoğunluğu Almanca konuşsa da, İsviçre ulusal kimliği ortak bir tarihsel geçmişe, federalizm ve doğrudan demokrasi ve Alp sembolizmi gibi ortak değerlere dayanmaktadır.

Dilsel çeşitliliği nedeniyle, İsviçre çeşitli yerel isimler tarafından bilinir: Schweiz [ˈʃvaɪts] (Almanca); Suisse [sɥis(ə)] (Fransızca); Svizzera [ˈzvittsera] (İtalyanca); ve SSvizra [ˈʒviːtsrɐ] veya [ˈʒviːtsʁːɐ] (Romansh). Sikke ve pullarda Latince adı - "Helvetia" ya kısaltılır - dört ulusal dil yerine kullanılır.

İsviçre, yetişkin başına en yüksek nominal zenginlik ve IMF'ye göre kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasılaya sahip dünyanın en gelişmiş ülkelerinden biridir. İsviçre, hükümet şeffaflığı, sivil özgürlükler, yaşam kalitesi, ekonomik rekabet gücü ve insani gelişme gibi ulusal performansın bazı ölçütlerinde dünyanın en tepesinde ya da yakınında yer alıyor. Mercer'e göre, Zürich ve Cenevre, dünyanın en önemli şehirleri arasında yaşam kalitesi açısından dünya sıralamasında ikinci sırada yer aldı.

Etimoloji

Türkçede başına "i" harfi eklenerek Latince kökenli dillerden aktarılan İsviçre sözcüğü, İngilizcedeki Swiss sözcüğü gibi 16. yüzyılda kullanılmakta olan Fransızcadaki Suisse sözcüğünden gelmektedir.[kaynak belirtilmeli] Ülkenin İngilizcedeki adı olan Switzerland, 16. ve 19. yüzyıl arasında kullanılan; fakat günümüzde kullanılmayan ve Swiss ile aynı anlamdaki Switzer sözcüğünden üretildi. Switzer sözcüğü ise Alemancadaki Schwiizer sözcüğünden üredi. Schwiizer şu an Schwyz kantonu olan bölge ve bu bölgede yaşayanlar için kullanılan bir terimdi ve aynı zamanda Eski İsviçre Federasyonunu oluşturan orman kantonlarından biriydi. 14. yüzyıldan beri kullanılmakta olan Ant kardeşliği (Almanca: Eidgenossen) sözcüğünün yanında, 1499'daki Swabian Savaşı'ndan sonra Swiss/Schweiz/İsviçre sözcüğü de sahiplenilmeye başlandı.[3] Bir yer ismi olarak Schwyz ise ilk olarak 972'de Eski Yüksek Almancada Suittes biçiminde ve muhtemelen "yakmak" anlamındaki suedan sözcüğü ile ilişkili olarak ormanlık alanları yakarak yerleşime açmak anlamında kullanıldı. Sözcük 1499'daki Swabiyan Savaşı'na kadar sadece kantonu nitelemek için kullanılırken, giderek aşama aşama tüm konfederasyonu niteler hale geldi. Ülkenin İsviçre Almancasındaki adı olan Schwiiz çift anlamlı olarak hem kantonu hem ülkeyi ifade etmek için kullanılsa da, ülke adı kullanılırken başına die tanımlığı getirilmektedir. Yani İsviçre için d'Schwiizi kanton ve kantondaki şehir için sadece Schwyz kullanılmaktadır.[3]

Yeni Latince ifade Confederatio Helvetica (Helvetler Konfederasyonu) İsviçre'nin federal bir devlet olarak 1848'de kurulmasından sonra tedrici bir biçimde gündeme geldi. 1879'da paraların üzerinde görüldü, 1902'de İsviçre Federal Sarayı'nın üzerine yazılarak tescillendi ve 1948'den sonra da resmî devlet mühürlerinde kullanılmaya başlandı. Sözcük, Antik Romalılar döneminden önce İsviçre Platosu'nda yaşayan ve Galyalı bir topluluk olan Helvet kabilesinden (Latince: Helvetii) üretildi. Helvetia, Johann Caspar Weissenbach'ın 1672'de sergilenen bir oyununda alegorik bir kadın kahramandı ve 17. yüzyılda İsviçre konfederasyonunun ulusal alegorisi haline geldi.[3]

Dört resmî dilden herhangi birine öncelik vermemek amacıyla Latince kullanılır. Ülke kısaltması olarak (CH) kullanılmasının nedeni de budur. Fransızca (Confédération suisse), İtalyanca (Confederazione Svizzera) ve Romanşça (Confederaziun svizra) resmî adları "İsviçre Konfederasyonu" olarak çevrilirken; Almanca resmî ad olan Schweizerische Eidgenossenschaft, "İsviçre Ant Kardeşliği" ya da "İsviçre Sözleşme Ülkesi" anlamına gelmektedir.[3]

Tarihçe

İsviçre bir devlet olarak 1848 yılındaki İsviçre Federal Anayasası'nın kabulünden bu yana varlığını sürdürür. Bu devletin temelini oluşturan konfederasyonun kuruluşu ise 13. yüzyılın sonlarında gerçekleşmiştir.

Erken dönem tarihi

Bölgede en eski insansı (hominidae) varlığı 150.000 yıl öncesine kadar uzanır.[17] En eski tarım yerleşimiyle ilgili bulgulara ise Gächlingen'de (MÖ 5300'lü yıllardan kalma) rastlanır.

MÖ 44 yılında kurulan ve Ren Nehri üzerindeki ilk Roma yerleşimi olma niteliği taşıyan Augusta Raurica

.

Hallstatt ve La Tène kültürü (adını Neuchâtel Gölü'nün kuzeyinde bulunan La Tène arkeolojik kazı alanından alır) bölgede bilinen en erken kültürel kabilelerdir. La Tène kültürü muhtemelen Antik Yunan ve Etrüsk medeniyetlerinden etkilenerek geç Demir Çağı döneminde gelişip yayılmıştı. İsviçre bölgesindeki en önemli kabilelerden birisi de Helvetlerdi. MÖ 58 yılında gerçekleşen Bibracte Muharebesi'nde Julius Caesar'ın orduları Helvetleri yenilgiye uğratmış, daha sonra da (MÖ 15) Tiberius (2. Roma İmparatoru) ve kardeşi Drusus Alpleri tümüyle fethedip Roma İmparatorluğu'nun parçası haline getirmişti. Helvetilerin yaşadığı bölge önce Roma'nın Gallia Belgica eyaletinin parçası olarak Confoederatio Helvetica adını aldı, daha sonraları ise Germania Superior eyaletinin parçası oldu. Günümüz İsviçre'sinin doğu kısımları ise Raetia eyaletine katılmıştı.

4. yüzyıldan itibaren İsviçre'nin batı bölgesi Burgonya Krallığı'na aitti. Alamanların 5. yüzyılda İsviçre Platosu'na, daha sonra 8. yüzyılda Alp vadilerine yerleşmesi sonucunda erken Orta çağ döneminde (Frank İmparatorluğu tarafından işgal edilene kadar) günümüz İsviçre toprakları Burgonya ve Alaman krallıkları arasında ikiye bölünmüş vaziyetteydi. 6. yüzyılda bütün İsviçre bölgesi Frank İmparatorluğu egemenliği altına girdi. 6. 7. ve 8. yüzyıllar boyunca da bölge Frank hegemonyası altında kaldı. Şarlman dönemindeki genişleme döneminden sonra Frank İmparatorluğu, 843 tarihli Verdun Antlaşması ile ikiye ayrıldı. İsviçre toprakları da Orta Francia ve Doğu Francia krallıkları arasında paylaşıldı. Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu döneminde, 1000 yılı civarında bu bölge yeniden tek bir idare altında toplandı.

1200'lü yıllara gelindiğinde İsviçre platosu Savoie, Zähringer, Habsburg ve Kyburg hanedanları tarafından idare edilmekteydi. Uri kantonu, Schwyz kantonu, Unterwalden (Waldstätten) gibi bazı bölgeler de imparatorluğun doğrudan kontrolü altındaydı (Reichsfreiheit). 1264'te Kyburg Hanedanlığı çöktüğünde, Habsburg topraklarını İsviçre platosunun doğusuna kadar genişletti.

Eski İsviçre Federasyonu

1291'de üç kantonun imzaladığı Federal Beyanname

1291 yılında Uri, Schwyz ve Unterwalden kantonlarının oluşturduğu üç orman kantonu temsilcileri bir Federal Beyanname'nin altına imza attı. Beyannameye imza atan taraflar, o zamanlar Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ile Avusturya Dükalığını elinde tutan Habsburg Hanedanı'nın hükmüne karşı çıkabilmek için birleşmeyi taahhüt ediyorlardı. Bu federasyon kantonları imparatordan, imparatorluk içinde otonom olduklarını garantileyen bir belge de aldı. Ancak iktidar Habsburg Hanedanı'nın eline geçince bu otonomiyi kabul etmeyen Habsburglar, yeni federasyona karşı saldırıya geçti. 15 Kasım 1315 günü gerçekleşen Morgarten Muharebesi'nde Habsburg ordusunu yenen İsviçreliler, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu içinde İsviçre Konfederasyonu'nun varlığını güven altına aldılar.

1353 yılına gelindiğinde ilk birleşen üç kantona ek olarak Glarus ve Zug kantonlarıyla, Luzern, Zürih ve Bern şehir devletleri de birliğe katılarak 15. yüzyıla kadar varlığını sürdüren (Zürih bir toprak anlaşmazlığı nedeniyle 1440 yılında konfederasyondan atıldı) ve sekiz eyaletten oluşan "Eski Federasyon"u kurdular. Bu birlik sonraki yüzyıllarda yeni katılımlarla daha da büyüdü. 1470'lerde Burgonya dükü I. Charles'a karşı kazandıkları zaferler ve İsviçre paralı askerlerinin başarılarıyla federasyonun hem gücü hem de zenginliği arttı. İsviçre'nin kantonları sıralaması yapılırken geleneksel olarak, şehir devletlerini takiben kurucu kantonlar ilk sekiz "Eski Kanton" olarak önde anılırken, 1481 yılından sonra federasyona katılan diğer kantonlar ise tarih sırasına göre dizilmektedir. Kutsal Roma Cermen İmparatoru I. Maximilian'a karşı İsviçrelilerin 1499 yılında Svabya Savaşı'nda kazandığı zafer sonucunda, İsviçre, Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'ndan ayrılıp de facto olarak bağımsızlığını kazandı.

1506 yılında Papa II. Julius, günümüzde hâlâ Vatikan'ı koruyan İsviçreli Muhafızları işe aldı. Federasyonun genişlemesi ve ilk savaşlarda elde edilen yenilmezlik unvanı, 1515 yılında Marignano Muharebesi'ndeki İsviçre yenilgisi ile ilk kez durakladı. Bazı kantonlarda Huldrych Zwingli'nin Reform'unun başarılı olması 1529 ve 1531 yıllarında kantonlar arası savaşların (Kappel Savaşları) çıkmasına neden oldu ve İsviçre, Katolik ve Protestan kantonlar şeklinde bölündü. Çatışmalarda Protestan birlikleri çözüldü ve Katolikler birçok kantonda kontrolü ele geçirdiler. 1531'de yapılan barış anlaşmasından sonra bazı kantonlarda Protestanlar ve Katolikler aynı kiliselerde ibadet etseler de Katolikler 7 kanton ile 2 yarım kantonda iktidarda iken, Protestanlar ancak 4 kanton ile 2 yarım kantonda kontrol sahibi olabildiler. 1648 yılında Westfalya Barış Antlaşması ile Avrupa ülkeleri İsviçre'nin Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu'ndan ayrılmasını ve tarafsızlığını tanıdı. Aristokrat ailelerin artan otoriteryenizmi, 30 Yıl Savaşları sırasında ortaya çıkan ekonomik krizle de birleşerek 1653 yılında İsviçre köylü savaşlarına yol açtı. Bu çatışmaların arka planında yine Katolik-Protestan çatışması vardı. Kantonlar arasında anlaşmazlığın devam etmesi üzerine 1656 ve 1712 yıllarında Villmergen Çarpışmaları ile karşılıklı şiddet devam etti.

Fransız işgali dönemi

Aracılık Yasası Napolyon'un eski rejim ile cumhuriyeti uzlaştırma çabası idi.

1798 yılında Fransız Devrimi kuvvetleri İsviçre'yi işgal etti ve zorla yeni bir anayasayı uygulattırdı. Bu anayasa ile ülkenin hükûmeti merkezîleştirdi ve kantonlar ortadan kaldırdı. Helvetia Cumhuriyeti olarak bilinen yeni devletin halk arasında hiç desteği yoktu. Yabancı işgal kuvvetleri tarafından zorla kabul ettirilen bu hükûmet, dinsel inanç özgürlüğü de dahil olmak üzere yüzyıllarca süren gelenekleri yıktı.[kaynak belirtilmeli] Bu devlet, İsviçre'yi, Fransa'nın bir uydu devleti hâline geldi. Sık sık ortaya çıkan ayaklanmalar, Fransız birliklerinin varlığı nedeniyle başarıya ulaşamadı.[kaynak belirtilmeli] 1798'in Eylül ayında Nidwalden İsyanı'nın Fransızlar tarafından kanlı bir şekilde bastırılması çok iyi karşılanmadı.

Fransa ile diğer ülkeler arasında savaş çıktıktan sonra İsviçre; Avusturya ve Rusya gibi başka devletler tarafından da işgal edildi. İsviçreliler, merkezî hükûmeti destekleyen "cumhuriyetçiler" ve kantonların özerkliğinin tekrar verilmesini isteyen "federalistler" arasında ikiye bölündü. Napolyon Bonapart, her iki tarafın önde gelen politikacılarını 1803 yılında Paris'te bir araya getirdi. Bu toplantının sonucunda İsviçre'nin özerkliğini büyük oranda geri veren ve 19 kantondan oluşan bir Konfederasyonu kuran Aracılık Yasası çıktı. Bu tarihten sonra İsviçre politikasının en önemli çatışma konusu, kantonların kendi kendini yönetme geleneği ile merkezî bir hükûmet gerekliliği arasında oldu.[kaynak belirtilmeli] 1815 yılında Viyana Kongresi ile İsviçre'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı, tüm Avrupa güçleri tarafından tanındı. Bu tarihte, Valais, Neuchâtel ve Cenevre kantonlarının federasyona katılmasıyla birlikte İsviçre tarihteki en son genişlemeyi gerçekleştirdi.

1848 anayasası

1847 yılında ülkedeki Katolik ve Protestan kantonlar arasında bir iç savaş (Sonderbundskrieg) patlak verdi. O zamanlar hükûmette olan Radikal Parti'nin yaymaya çalıştığı daha üniter bir İsviçre fikrinden hoşlanmayan Katolikler, Sonderbund adını verdikleri özel bir antlaşma ortaya çıkardılar. Radikallerin de bu antlaşmaya karşı çıkması üzerine ortaya çıkan savaş bir aydan az sürdü ve yaklaşık yüz kayıp verildi. Küçük ayaklanmalar dışında bu çarpışma, İsviçre topraklarında yaşanan son silahlı çatışmaydı. İç savaştan sonra İsviçre referandum uygulamasına geçti ve 1849 yılında federal anayasa kabul edildi. Bu anayasa ile merkezî otorite kuruluyor ve kantonlar yerel konularda kendi kendilerini yönetebiliyorlardı. Nüfus artışı, Sanayi Devrimi ve tek para birimi kullanılması nedeniyle 1872 yılında önemli oranda revize edilen bu anayasa, savunma, ticaret ve adli konularda federal sorumlulukları da düzenlendi.

1893 yılında anayasa, olağan dışı bir şekilde doğrudan demokrasinin uygulanmasına yönelik olarak düzenlendi. Günümüzde de varlığını sürdüren bu sistem, dünyadaki tek örnek konumundadır.

20. yüzyıl

İsviçre 1920 yılında Milletler Cemiyeti’ne ve 1963 yılında da Avrupa Konseyi’ne katıldı. I. Dünya Savaşı’nda tarafsızlığını açıklayan ülke askerî olarak savaşa katılmadı.

II. Dünya Savaşı’nda da tarafsızlık açıklandı, bir Alman müdahalesi planlansa da bu gerçekleşmedi. Bu müdahalenin gerçekleşmemesinin nedenlerinden birisi olarak General Henri Guisan önderliğinde İsviçre Silahlı Kuvvetlerinin seferberliğe geçmesi gösterilir. Buna karşın İsviçre'nin bu savaşta tarafsız kalmadığı da ileri sürüldü. Bunlardan bir kısmı İsviçre vatandaşlarının Yahudi Soykırımı esnasında elde edilen paraların aklanmasına yardımcı oldukları, dolayısıyla İsviçre’nin tarafsızlığına gölge düştüğü üzerinde dururken bir diğer kısmı da İsviçre'nin, Almanya ve Mihver Kuvvetlere karşı yürütülen casusluk faaliyetlerinin bir merkezi haline gelerek yenilmelerine yardımcı olduğu üzerinde yoğunlaşır.

II. Dünya Savaşı sırasında hem Müttefik Devletler hem de Mihver Devletleri tarafından İsviçre'nin ticareti abluka altına alındı. Nazi Almanyasına verilen borçların uzatılması ve ekonomik işbirliği, diğer ticaret ortaklarının varlıklarına ve ülkenin işgal edilme olasılığının artıp azalmasına göre sürekli bir değişim yaşadı. 1942'de Vichy Fransası üzerindeki kritik demiryolu bağlantısı koptuğunda ve İsviçre tamamen mihver devletlerle çevrelenmiş hale geldiğinde, verilen tavizler en üst noktasına çıktı. Savaş boyunca 300.000'den fazla mülteci ülkeye sığındı ve merkezi Cenevre'de bulunan Uluslararası Kızılhaç Komitesi bu çatışmalar sırasında oldukça önemli bir rol oynadı. Sert göçmenlik ve iltica politikaları, Nazi Almanyası ile İsviçre arasında ekonomik ilişkiler kadar önemli çatışmalar yarattı, hatta bu 20. yüzyılın sonuna kadar sürdü.

Savaş boyunca İsviçre Hava Kuvvetleri dönem dönem her iki tarafın hava kuvvetleri ile de çatışmalara girdi, Mayıs ve Haziran 1940'ta Nazi Hava Kuvvetlerine ait 11 uçak düşürdü. Almanya tehdit politikasını değiştirdikten sonra ise uçakları yere inmeye zorladı. Savaş boyunca 100'den fazla bombardıman uçağı ve personeli yakalandı ve hapse atıldı. 1944-45 yıllarında ise müttefik kuvvetleri yanlışlıkla, içlerinde Schaffhausen, Basel ve Zürih şehirlerinin de olduğu bazı bölgeleri bombaladı.

Savaştan sonra İsviçre hükûmeti İsviçre Yardımı adı verilen çeşitli yardım kuruluşlarının oluşturduğu fonların, savaştan zarar gören ülkelere gönderilmesine katkıda bulundu ve Avrupa ülkelerine yapılan Marshall Planı'ndan yararlandı. Bunlar ülkenin ekonomisinin gelişmesine katkıda bulundu.

1959 yılından itibaren kantonlarda kadınlara oy hakkı verilmeye başlandı. 1971 yılında federal düzeyde oy hakkının tanınması en son 1990 yılında Appenzell Innerrhoden kantonunda kadınlara oy hakkı verilmesinden sonra gerçekleşebildi. Bu tarihten sonra kadınlar hızla parlamentoya ve bakanlıklara girmeye başladı, yedi kişilik Federal hükûmet'e ilk olarak 1984-1989 arasında bakanlık yapan Elisabeth Kopp girdi. İlk kadın başbakan ise Ruth Dreifuss oldu.

1978 yılında Bern kantonunun bazı kısımları bağımsızlıklarını kazanarak yeni Jura kantonunu kurdu. 18 Nisan 1999’da İsviçre halkı ve kantonlar tamamen gözden geçirilen ve yenilenen bir federal anayasanın kabulü yönünde oy kullandı. 1999 anayasasına göre, federasyona özel olarak delege edilmemiş tüm güçler kantonların elindedir.

21. yüzyıl

İsviçre, 2002 yılında Birleşmiş Milletler’e tam üye oldu. EFTA (Avrupa Serbest Ticaret Birliği)’nın kurucu üyesi olan ülke, EEA (Avrupa Ekonomik Alanı)’nın bir parçası değildir. Avrupa Birliği’ne üye olmak için Mayıs 1992 tarihinde başvuru yapılmış olsa da Aralık 1992’de EEA için yapılan referandum sonucunda (EEA konusunda referandum yapan tek ülke İsviçre’dir) halkın EEA’ya girişi kabul etmemesi üzerine bu konuda başka bir girişimde bulunulmadı. Bu tarihten sonra AB konusunda çeşitli referandumlar yapılmasına rağmen bu girişimler yeterli destek alamadılar. Yine de İsviçre yasaları AB yasalarıyla uyumlu hale gelmek üzere yavaş yavaş düzenlendi ve hükûmet, Avrupa Birliği ile bir dizi karşılıklı antlaşma imzaladı. Avusturya’nın 1995 yılında AB’ye girmesiyle birlikte İsviçre ve Lihtenştayn tamamen AB ülkeleri ile çevrelenmiş oldu. 5 Haziran 2005’te İsviçreliler %55’lik çoğunlukla Schengen antlaşmasına katılmayı kabul etti. AB yorumcuları bu sonucu geleneksel olarak izolasyonist bir ülke olarak nitelendirilen İsviçre’nin bir iyiniyet gösterisi olarak değerlendirdiler.

Coğrafya

İsviçre haritası
Doğudaki Graubünden kantonunda Sent G'den bir kış manzarası.

Orta-batı Avrupa arasında yer alan İsviçre, Alpler'in kuzey ve güney yamaçlarında konumlanmıştır. 41.285 kilometrekarelik yüzölçümüyle İsviçre, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan ülkeler arasında yüzölçümü bakımından en büyük 135. ülkedir. 2011 sayımına göre 7.954.700'lük nüfusa sahip olan ülkede, kilometrekareye ortalama 188 kişi düşmektedir. Engebeli bir araziye sahip olan ülkenin güney kısmında, kuzey kısmına oranla daha dağınık bir yerleşim görülür. Yaklaşık 100’e yakın dağlık alanı mevcut olan ülkede tren, dişli demiryolları, teleferik ve diğer ulaşım araçları çoğunlukla kullanılmaktadır.

Güneydeki İsviçre Alpleri, ortadaki İsviçre Platosu ve kuzeydeki Jura Dağları olmak üzere ülke üç ana topografik alana ayrılabilir. Ülkeyi orta ve güneyinden kateden sıradağlar olan Alpler, ülke topraklarının yaklaşık olarak %60'ını oluşturur. Ülkede bulunan zirvelerin yaklaşık yüz tanesi 4.000 metre (13.000 ft)'ye yakın veya daha da üzerindedir. 4.634 metre (15.203 ft) ile ülkenin en yüksek noktası Dufour Zirvesi'dir. İsviçre Alpleri'nin yüksek dorukları arasında, bazılarında buzul bulunan vadiler yer alır. Buralarda doğan Ren, Rhône, İnn, Aare ve Ticino gibi başlıca nehirler; Cenevre Gölü, Zürih Gölü, Neuchâtel Gölü ve Konstanz Gölü gibi göllere dökülür. 1.500'den fazla göle sahip olan İsviçre, Avrupa'daki temiz su rezervinin yaklaşık %6'sına sahiptir. Göller ve buzullar, ülke topraklarının yaklaşık olarak %6'sını oluşturur.

Yüksek dağlarla ayrılan birçok vadinin varlığı nedeniyle İsviçre'nin ekosistemleri çok hassastır ve hemen hemen her vadide kendine özgü ekolojiler oluşmuştur. Dağlık bölgelerde de diğer yükseltilerde bulunmayan zengin bir bitki örtüsü bulunur.

İklim ve çevre

İsviçre'nin yer yer farklılıklar göstermekle birlikte genelinde ılıman iklim görülür. Yaz ayları belirli bir sıklıkla yağmurlu ve mera ve otlatma için uygun olan sıcaklıkta ve nemlilikte geçer. Yaz aylarına kıyasla nem oranının düşük olduğu kış aylarında yüksek noktalarda istikrarlı hava koşulları seyrederken, alçak bölgelerde sıcaklık terselmesi gözükmekte dolayısıyla güneşsiz dönemler yaşanabilir.

Alplerin güney tarafına yoğun yağmur yağdığı dönemlerde, kuzey Alplere sıcak fön rüzgarları gelir. Alp vadilerinin iç kısımlarında en kuru hava koşulları (bu bölgeye doğru hareket eden bulutların, dağların üzerinden geçerken içeriklerinin önemli bir bölümünü kaybetmelerinde dolayı) oluşur. Alplerde bulunan Graubünden gibi geniş bölgelerdeki yağış oranı Valais gibi bağcılığın yapıldığı güney batı bölgelere kıyasla az olur. En yağışlı hava koşulları Alplerin yükseklerinde ve Ticino kantonunda görülür.

Tüm yıl görülmekle birlikte en çok yağmur yaz aylarında düşer. Genel olarak sonbahar en kurak mevsim olmakla ve kışlar yazlara göre daha az yağmur almakla birlikte, yıldan yıla İsviçre ikliminde mevsimsel farklılıklar göze çarpar.

Yüksek dağlarla çevrili özgün ekosistemlerden oluşan vadilerden dolayı, İsviçrenin ekosistemi oldukça kırılgandır. İklimsel, coğrafi ve topografik özellikleri de Alpler bölgesini iklim değişikliğine hassas kılar.

Bitki örtüsü ve hayvanlar: Ülke topraklarının % 23’ünü ormanlar meydana getirir. Ormanların % 70’i kozalaklı ağaçlarla, geri kalan kısmı geniş yapraklı ağaçlarla kaplıdır. Ormanlarda meşe, kayın, ceviz, çam ve kestane ağaçları vardır. Ormanlar İsviçre’nin kereste ihtiyacının yarısını sağlar. Yüksek Alp yamaçlarında dağ keçisi, tavşan, dağ sıçanı ve av kuşları yaşar.

Doğal kaynaklar

Madenler: Yeraltı kaynakları bakımından İsviçre fakirdir. Ülkede önemsiz birkaç kömür yatağı vardır. Yalnız tuz yatakları önemlidir.

Siyasi yapı

Çift meclisli İsviçre parlamentosu Federal Meclis, Federal Hükûmet'ten ayrı olarak temel iktidar merkezidir. Federal Meclisi oluşturan Eyaletler Konseyi ve Ulusal Konsey yasa çıkarmak da dahil olmak üzere her açıdan eşit güce sahiptir.

1999 anayasasına göre, federasyona özel olarak delege edilmemiş tüm güçler kantonların elindedir.

Eyaletler konseyinin 46 üyesi (her kantondan iki ve yarım kantondan bir olmak üzere) doğrudan her kantonda seçilir. Ulusal Konsey’in 200 üyesi ise nispi temsil esaslarına dayanarak seçilir. Her iki meclise seçilenlerin görev süresi 4 yıldır. Referandumlar yoluyla her yurttaş federal hükûmet tarafından kabul edilmiş yasaların geçerliliğini sorgulayabilir ve federal anayasaya düzeltme yapılmasını isteyebilir. Bu haklar İsviçre'yi doğrudan demokrasi uygulanan bir ülke yapar.

Yürütme erki ve devlet başkanlığı görevi yedi üyeden oluşan Federal hükûmette toplanır. Her ne kadar anayasaya göre Meclis Konsey üyelerini seçse ve denetlese de, yasama sürecini yönlendirme ve federal yasaları uygulama konusunda Federal hükûmet yavaş yavaş önde gelen bir role kavuştu. Özel temsil görevlerini yürütmek üzere konseyi oluşturan yedi kişi içinden bir kişi bir yıllığına İsviçre Konfederasyon Başkanı olarak seçilir.

1959 yılından Aralık 2003'e kadar Federal hükûmette İsviçre’nin dört önemli siyasi partisi, federal meclisteki temsil oranlarına göre oluşan "sihirli formüle" göre temsil edilir: 2 üye Hristiyan Demokratlardan (CVP/PDC), 2 üye Sosyal Demokratlardan (SPS/PSS), 2 üye Liberal Demokratlardan (FDP/PRD), ve 1 üye de İsviçre Halk Partisinden (SVP/UDC). Konseydeki bu geleneksel üye dağılımı herhangi bir yasa ile tanımlanmış değildir ve 2003 seçimlerinden sonra Hristiyan Demokratlar ikinci sandalyelerini, o yıl meclis seçimlerinde en güçlü parti olarak çıkan İsviçre Halk Partisine kaptırdı.

Federal Yüksek Mahkeme’nin görevi kanton mahkemelerinden gelen temyizlere ve federal yönetimin idarî kararlara bakmaktır. Yüksek Mahkeme yargıçları, altı yıllık görev süresi için Federal Meclis tarafından seçilir.

Doğrudan demokrasi

1848 federal anayasanın uygulanmaya başlandığından beri İsviçre Dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir hükûmet sistemi olan doğrudan demokrasiye evsahipliği yapar. Parlamenter demokrasinin vazgeçilmez ögeleri olan meclis ve konseyler de bulunduğundan kimi zaman bu sistem yarı-doğrudan sistem olarak da adlandırılır. İsviçre doğrudan demokrasisinin federal düzeydeki araçları halkın hakları denilen anayasal girişim ve referandumdur. Kanton ve belediye düzeyinde de bu araçlar daha geniş ve farklı olarak uygulanır.

Meclis tarafından onaylanmış bir yasanın geçerliliğini sorgulamak isteyen bir grup yurttaş eğer yasanın çıkmasından sonraki 100 gün içinde yasaya karşı 50.000 imza toplayabilirlerse federal bir referandum isteğinde bulunabilirler. Bu durumda yasanın kabulu ya da reddi için ulusal düzeyde ve basit çoğunluk ile karar verilen bir oylama yapılır. Federal bir yasaya karşı sekiz kanton birleşerek de referandum isteğinde bulunabilir.

Benzer şekilde yurttaşlar bir anayasal değişikliği 18 aylık bir süre içinde destekleyen 100.000 imzaya ulaşabilirlerse federal anayasal girişim ile ulusal oylamaya gidebilirler. Meclis anayasal değişiklik isteğini tamamlayıcı olarak karşı öneri getirebilir ve seçmenler her iki önerinin kabulu durumunda seçeneklerini oy pusulalarında işaretler. Anayasal değişikliklerin, ister meclis tarafından getirilmiş ister anayasal girişimle sunulmuş olsun kabul edilmesi için hem ulusal düzeydeki oylamanın sonucunun çoğunluğu hem de kantonların sonuçlarının çoğunluğu olmak üzere çifte çoğunluk aranır.

İdarî yapılanma

İsviçre Konfederasyonu 26 kantondan oluşuyor

Swiss cantons
Kanton Başkent Yüzölçümü (km²) Nüfus Nüfus
yoğunluğu
Yabancıların
oranı (2012)
Resmî
dil(ler)i
Aargau Aarau 1.729 1.392.026 805 % 24.6 Almanca
*Appenzell Ausserrhoden Herisau 243 53.307 219 % 14.3 Almanca
*Appenzell Innerrhoden Appenzell 173 15.741 91 % 10.0 Almanca
*Basel-Landschaft Liestal 518 275.321 532 % 19,7 Almanca
*Basel-Stadt Basel 37 186.221 5.033 % 33,7 Almanca
Bern Bern 5.959 984.726 165 % 13,5 Almanca, Fransızca
Fribourg Fribourg 1.671 284.546 170 % 19,8 Almanca, Fransızca
Cenevre Cenevre 282 460.348 1.632 % 36,3 Fransızca
Glarus Glarus 685 39.214 57 % 21,4 Fransızca
Graubünden Chur 7.105 193.349 27 % 17,0 Almanca, Romanşça, İtalyanca
[ Jura Delémont 838 70.532 84 % 12,7 Fransızca
Luzern Luzern 1.493 381.879 256 % 16,7 Almanca
Neuchâtel Neuchâtel 803 173.123 216 % 23,9 Fransızca
*Nidwalden Stans 276 41.311 150 % 11,9 Almanca
*Obwalden Sarnen 491 35.878 73 % 13,4 Almanca
Schaffhausen Schaffhausen 298 77.107 259 % 23,9 Almanca
Schwyz Schwyz 908 147.881 163 % 19,0 Almanca
Solothurn Solothurn 791 256.941 325 % 19,7 Almanca
St. Gallen St. Gallen 2.026 483.101 239 % 22,2 Almanca
Thurgau Frauenfeld 991 251.939 254 % 22,6 Almanca
Ticino Bellinzona 2.812 336.888 120 % 26,8 İtalyanca
Uri Altdorf 1.077 35.381 33 % 10,1 Almanca
Valais Sion 5.224 316.773 61 % 21,5 Almanca, Fransızca
Vaud Lozan 3.212 725.791 226 % 31,4 Fransızca
Zug Zug 239 115.084 482 % 25,1 Almanca
Zürih Zürih 1.729 1.392.026 805 % 24,6 Almanca

*Bu kantonlar yarım kanton olarak adlandırılır ve Eyaletler Konseyi’nde tek üye ile temsil edilir. Diğer kantonlar ise meclise 2 üye gönderirler.

Kantonlar birleşik devletlerdir, daimi bir anayasal statüye sahiptirler ve diğer ülkelerdeki duruma kıyasla yüksek derecede bağımsızlık gösterirler. Federal Anayasa uyarınca, tümüne 26 kantonun statüsü eşittir, ancak 6 (çoğunlukla yarı kantonlar olarak anılacaktır), Konsey'de sadece bir konsey tarafından temsil edilir (iki yerine) ve sadece yarım kanton oyu vardır. Anayasa değişikliklerine referandumlarda gerekli kantonal çoğunluğa saygı gösterir. Her kantonun kendi anayasası, kendi parlamentosu, hükümeti, polisi ve mahkemeleri vardır. Ancak, bireysel kantonlar arasında, özellikle nüfus ve coğrafi alan açısından önemli farklılıklar vardır. Popülasyonları 16.003 (Appenzell Innerrhoden) ve 1,487,969 (Zürich) arasında değişmekte olup, bunların alanları 37 km2 (14 sq mi) (Basel-Stadt) ve 7.105 km2 (2.743 sq mi) (Graubünden) arasında değişmektedir.

Belediye

Kantonlar 2018 itibariyle toplam 2.222 belediyeden oluşmaktadır.

Dış ilişkiler ve uluslararası kurumlar

Geleneksel olarak, İsviçre askeri, politik veya doğrudan ekonomik eylemi gerektirebilecek ittifaklardan kaçınır ve 1515'teki genişlemesinin sona ermesinden bu yana tarafsızdır. Tarafsızlık politikası, 1815 yılında Viyana Kongresi'nde uluslararası kabul görmüştür. Sadece 2002 yılında İsviçre Birleşmiş Milletler’in tam üyesi oldu ve referandumla birliğe katılan ilk devlet oldu. İsviçre hemen hemen tüm ülkelerle diplomatik ilişkiler sürdürmekte ve tarihsel olarak diğer devletler arasında aracı olarak hizmet etmiştir. İsviçre, Avrupa Birliği'nin bir üyesi değildir; İsviçre halkı, 1990'ların başından beri sürekli olarak üyeliği reddetti. Ancak, İsviçre Schengen Bölgesi'ne katılıyor.

Tarafsızlık politikasından dolayı çok sayıda uluslararası kurumun İsviçre'de koltukları bulunmaktadır. Cenevre Kızılhaç ve Kızılay Hareketi'nin ve Cenevre Sözleşmelerinin doğduğu yerdir ve 2006'dan beri Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'ne ev sahipliği yapmaktadır. İsviçre, Birleşmiş Milletlere katılan en yeni ülkelerden biri olmasına rağmen, Cenevre'deki Milletler Sarayı New York'tan sonra Birleşmiş Milletler'in ikinci en büyük merkezi ve İsviçre de Milletler Cemiyeti'nin kurucu üyesi ve vatandaşıydı.

Birleşmiş Milletler Genel Merkezi dışında, İsviçre Konfederasyonu Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU), Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği gibi birçok BM kurumuna ev sahipliği yapmaktadır. (UNHCR) ve Dünya Ticaret Örgütü ve Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü de dahil olmak üzere yaklaşık 200 diğer uluslararası kuruluş bulumaktadır. Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nun yıllık toplantıları, sağlık ve çevre de dahil olmak üzere dünyanın önde gelen önemli meselelerini tartışmak için İsviçre ve yabancı ülkelerden uluslararası üst düzey iş ve politik liderleri bir araya getiriyor. Ayrıca Uluslararası Yerleşmeler Bankası'nın (BIS) merkezi 1930'dan beri Basel'de bulunmaktadır.

Birçok uluslararası spor organizasyonu ve federasyonu da bu ülkede bulunur. Uluslararası Basketbol Federasyonu Cenevre'de, UEFA (Avrupa Futbol Federasyonları Birliği) Nyon'da, FIFA (Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği) ve Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu Zürih'de, Uluslararası Bisiklet Birliği Aigle'de ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi Lozan'da bulunur

Askeri

İsviçre Silahlı Kuvvetleri, kara ve hava kuvvetlerinden oluşmaktadır. Askeri personelin %5'ini profesyonel askerler oluşturur, geri kalan askeri personel ise 20 ile 34 yaş arası (özel durumlarda 50'ye kadar çıkar) erkek vatandaşlardır. Denize kıyısı olmayan bir ülkedir, bu yüzden deniz kuvvetleri bulunmamaktadır; fakat sınırlarda bulunan göllerde silahlı askeri devriye botları bulunur. İsviçre vatandaşlarının, Vatikan İsviçreli Muhafızlar ya da çifte vatandaş olanlar haricinde, başka bir ülkede askeri görev yapması yasaklanmıştır.

İsviçre milis sistemi askerlere ordu tarafından verilen ekipmanları, personelin kendine ait özel silahları da dahil, evlerinde tutmalarını şart koşar. Bazı kuruluşlar ve siyasi partiler bu uygulamayı tartışır ve uygunsuz görür fakat İsviçrelilerin büyük bölümü bu uygulamanın lehlerine olduğunu düşünmektedir. Zorunlu askerlik hizmeti tüm erkek İsviçre vatandaşlarını kapsar, kadınlar da gönüllü olarak askerlik yapabilirler. Erkekler genellikle 19 yaşında askerlik eğitimi için emir kağıdını alırlar. İsviçreli genç nüfusun yaklaşık üçte ikisi askerlik hizmeti için uygundur, uygun olmayanlar için ise alternatif hizmet şekilleri bulunur. Yıllık yaklaşık, 20,000 kişi 18 ila 21 hafta arasında askeri eğitim merkezlerinde eğitim görürler.

İsviçre'nin bütünlüğü ve tarafsızlığını sağlamak amacıyla bugüne kadar üç genel seferberlik ilan edildi. İlki 1870-1871 yıllarında Fransa-Prusya Savaşı dolayısıyla ilan edildi. İkincisi 1914 yılının Ağustos ayında, I. Dünya Savaşı'nın patlak vermesi üzerine ilan edildi. Ordunun üçüncü seferberliği ise 1939 Eylül'ünde, Almanya'nın Polonya üzerine saldırması üzerine Henri Guisan'ın general olarak seçilmesiyle ilan edildi.

Tarafsızlık politikası nedeniyle, İsviçre ordusu diğer ülkelerde silahlı çatıışmalara katılmaz, ancak dünyada bazı barış misyonlarına katılır. 2000 yılından beri silahlı kuvvetler departmanı uydu iletişimlerini izlemek amacıyla Onyx istihbarat toplama sistemini kullanır.

Soğuk Savaş'ın bitmesinin ardından anti-militarist gruplar tarafından askeri faaliyetlerin engellenmesi, hatta tamamen silahlı kuvvetlerin kaldırılması için girişimler oldu. Anti-militarist gruplar tarafından başlatılan dikkate değer bir referandum, 26 Kasım 1989 tarihinde yapıldı. Bu öneriye seçmenlerin yaklaşık üçte ikisi karşı çıktı. Benzer bir referandum, Amerika'ya düzenlenen 11 Eylül Saldırıları nedeniyle %78'lik bir oranla anti-militarist grupların başarısız olması ile sonuçlandı.

Başkent veya Federal Şehir konusu

1848 yılına kadar, oldukça gevşek bir şekilde birleşen Konfederasyon, merkezi bir siyasi örgüt olduğunu bilmiyordu, ancak temsilciler, belediye başkanları ve Landammänner, bir yıl boyunca Konfederal Diyete başkanlık eden Lieu'nun başkentinde yılda birkaç kez bir araya geldi.

1500 yılına kadar lejyonlar çoğu zaman Lucerne'de, aynı zamanda Zürich, Baden, Bern, Schwyz vs.'de bir araya geldi, ama bazen Konstanz gibi konfederasyonun dışındaki yerlerde de. Rehabilitasyona kadar 1499'daki Swab Savaşı'ndan, çoğu konferans Zürih'te buluştu. Daha sonra, 1426'dan beri düzenli halkın yıllık hesaplarının düzenli olarak yapıldığı Baden'deki belediye binası en yaygın olanıydı, fakat tek toplanma yeri değildi. 1712'den sonra Frauenfeld yavaş yavaş Baden'i eritti. 1526'dan itibaren Katolik konferansları çoğunlukla Lucerne'de yapıldı, 1528'den gelen Protestan konferansları, Solothurn'daki Fransız Büyükelçisinin meşruiyeti için Aarau'da yapıldı. Aynı zamanda, bu Ticino'da bulunan Ennetbirgischen Vogteien'in sendikası, 1513'te Lugano ve Locarno'da toplandı. Helvetic Cumhuriyeti'nden sonra ve 1803'ten 1815'e kadar arabuluculuk sırasında 19 Lieus'un Konfederal rejimi, yönetime ait kantonlarını Fribourg, Berne, Basel, Zürih, Luzern ve Solothurn başkentlerinde toplandı.

Valais, Neuchâtel ve Cenevre kantonlarının tam üyelere, Lucerne'nin yönetim kantonlarına kabul edilmesiyle, anayasanın ve Konfederasyonun 22 kantona yükseltilmesi için 6 Nisan 1814'ten 31 Ağustos 1815'e kadar Uzun rejim'den sonra gerçekleşti. Zürih ve Bern, iki yıllık dönemlerde rejimi üstlendi. 1848'de, federal anayasa, federal kurumlara ilişkin ayrıntılarının, konumları gibi, Federal Meclis tarafından ele alınması gerektiğini belirtmiştir (BV 1848 Md. 108). Böylece 28 Kasım 1848'de, Federal Meclis, Berne'deki hükümet koltuğunu bulmak için çoğunluğu oy kullandı.

Ve, prototipik bir federal uzlaşma olarak, daha sonra SUVA (1912) ve Federal Sigorta Mahkemesi (örneğin, Federal Polytechnical School (1854, sonraki ETH) ve diğer kurumlar gibi diğer federal kurumları atadı, 1917). 1875 yılında, bir yasa (RS 112) federal mevki için Bern şehrinin borçlarını tazmin etti. Bu temel federalist duygulara göre, daha sonra federal kurumlar daha sonra Lozan'a (1872'de Federal Yüksek Mahkeme ve 1969'da EPFL), Bellinzona'ya (Federal Ceza Mahkemesi, 2004) ve St. Gallen'e (Federal İdare Mahkemesi ve Federal Patent Mahkemesi, 2012) oluştu.

Bununla birlikte, 1999 yeni anayasası herhangi bir Federal Şehirle ilgili hiçbir şey içermemektedir. 2002 yılında, İsviçre Federal Konseyi tarafından “Bern'in bir Federal Şehir statüsü konusunda federal bir kanunun oluşturulması” nı hazırlamak için üç taraflı bir komite istendi ve bu statü verilmesi halinde kentin ve Bern kantonunun olumlu ve olumsuz yönlerini değerlendirildi. İlk rapordan sonra, bu komitenin çalışması 2004 yılında İsviçre Federal Konseyi tarafından askıya alındı ve bu konuyla ilgili çalışmalar o zamandan beri devam etmedi. Bu tarihten itibaren, İsviçre'de hiçbir şehir, ister başkent ister Federal Şehri resmi statüsüne sahip değil. yine de Berne genellikle "Federal Şehir" olarak adlandırılır (Almanca: Bundesstadt, Fransızca: ville fédérale, İtalyanca: città federale).

Ekonomi ve iş kanunu

İsviçre, istikrarlı, müreffeh ve yüksek teknolojiye sahip bir ekonomiye sahiptir ve çok sayıda sıralamaya göre dünyadaki en zengin ülke olarak sıralanan büyük bir servete sahiptir. 2011 yılında, dünyanın en zengin ülkesi (kişi başına finansal ve finansal olmayan varlıkları içerecek şekilde tanımlanmış olan “servet” ile), 2013 Credit Suisse Global Servet Raporu ise İsviçre'nin ülke olduğunu gösterdi. 2013 yılında yetişkin başına en yüksek ortalama zenginlik. Nominal GSYİH ile dünyanın on dokuzuncu büyük ekonomisine ve satın alma gücü paritesine göre en büyük otuz altıncı büyüklüğe sahipti. Küçük boyutuna rağmen, yirminci en büyük ihracatçı. İsviçre, 2010 yılı Ekonomik Özgürlük Endeksi'nde en yüksek Avrupa notuna sahipken, aynı zamanda kamu hizmetleri aracılığıyla geniş kapsama alanı sağlamaktadır. Kişi başına düşen GSYİH, daha büyük Batı ve Orta Avrupa ekonomileri ve Japonya'nınkinden daha yüksektir. Eğer satın alma gücü paritesi için ayarlanmışsa, Dünya Bankası ve IMF'ye göre (CIA Worldfactbook'a göre 15. sırada), İsviçre kişi başına GSYİH açısından dünyada 8. sıradadır.

İsviçre bazı büyük çokuluslu şirketlere ev sahipliği yapmaktadır. Gelirin en büyük İsviçre şirketleri Glencore, Gunvor, Nestlé, Novartis, Hoffmann-La Roche, ABB, Mercuria Enerji Grubu ve Adecco' oluşturur. Ayrıca, UBS AG, Zürih Finansal Hizmetler, Credit Suisse, Barry Callebaut, İsviçre Re, Tetra Pak, Swatch Grubu ve İsviçre Uluslararası Hava Hatları sayılabilir. İsviçre, dünyanın en güçlü ekonomilerinden birine sahip olarak sıralanmaktadır. İsviçre'nin en önemli ekonomik sektörü üretim yapmaktadır. İmalat, büyük ölçüde uzman kimyasallar, sağlık ve eczacılık ürünleri, bilimsel ve hassas ölçüm aletleri ve müzik enstrümanlarının üretiminden oluşmaktadır. En çok ihraç edilen mallar kimyasallardır (ihraç edilen malların %34'ü), makineler / elektronik (%20,9) ve hassas aletler / saatler (%16,9). İhraç edilen hizmetler ihracatın üçte birine karşılık geliyor. Hizmet sektörü - özellikle bankacılık ve sigortacılık, turizm ve uluslararası kuruluşlar - İsviçre için bir başka önemli endüstridir.

İsviçre'de 5 milyondan fazla insan çalışıyor; 2004 yılında çalışanların yaklaşık %25'i bir sendikaya aitti. İsviçre'nin komşu ülkelere göre daha esnek bir iş piyasası var ve işsizlik oranı çok düşük. İşsizlik oranı, Haziran 2000'de %1.7 gibi düşük bir seviyeden 2009 yılının Aralık ayında %4,4'e yükseldi. İşsizlik oranı, 2014 ve 2015 yıllarında daha fazla düşüş kaydedilmeden 2014 yılında %3,2'ye gerilemiştir. Net göçten nüfus artışı, 2004 yılında %0,52 oranında oldukça yüksektir. Yabancı vatandaş nüfusu, 2004'te Avustralya'da olduğu gibi yaklaşık %21,8'dir. Çalışılan saat başına düşen GSYİH, 2012 yılında dünyanın en yüksek 16., en yüksek 49.46 dolar seviyesindeydi.

İsviçre, Batı dünya standartlarına göre ezici bir özel sektör ekonomisine ve düşük vergi oranlarına sahiptir; Genel vergilendirme, gelişmiş ülkelerin en küçüklerinden biridir. İsviçre, iş yapmak için nispeten kolay bir yer, şu anda 189 ülkenin 20'sini İş Yapma Kolaylığı Endeksi'nde gösteriyor. 1990'larda ve 2000'lerin başlarında İsviçre'nin yaşadığı yavaş büyüme, ekonomik reformlara ve Avrupa Birliği ile uyumlaştırmaya daha fazla destek sağlamıştır. Credit Suisse'e göre, konut sakinlerinin sadece %37'si kendi evlerine sahipler ve Avrupa'da en düşük ev sahipliği oranlarına sahipler. Konut ve gıda fiyatları 2007 yılında AB-25 endeksinin %171'i ve %145'i iken, Almanya'da %113 ve %104'dür. İsviçre Federal bütçesi, 2010 yılında, ülkenin GSYİH'sinin %11.35'ine denk gelen 62,8 milyar İsviçre Frangı'na sahipti; bununla birlikte, bölgesel (kanton) bütçeler ve belediyelerin bütçeleri federal bütçenin bir parçası sayılmaz ve toplam devlet harcaması oranı GSYİH'nın %33.8'ine daha yakındır.

Federal hükümet için ana gelir kaynakları katma değer vergisidir (%33) ve doğrudan federal vergi (%29) ve ana harcamalar sosyal refah ve finans ve vergi alanlarında yer almaktadır. İsviçre Konfederasyonu'nun harcamaları, 1960 yılında GSYH'nin %7'sinden 1990'da %9.7'ye ve 2010'da %10.7'ye çıkmıştır. Sektörler sosyal refah ve finans ve vergi, 1990'da %35'ten 2010'da %48,2'ye çıkmıştır. Tarım ve ulusal savunma sektörlerinde harcamalarda önemli bir azalma meydana gelmiştir; %26.5'den %12.4'e (2015 yılı tahmini) .Türkiye'nin serbest ticaret politikaları için nadir bir istisna olan tarım korumacılığı, yüksek gıda fiyatlarına katkıda bulunmuştur. Ürün piyasası liberalizasyonu, OECD'ye göre birçok AB ülkesinin gerisinde kalıyor. Bununla birlikte, yurt içi satın alma gücü dünyanın en iyilerinden biridir. Tarım dışında, Avrupa Birliği ile İsviçre arasındaki ekonomik ve ticari engeller asgari düzeydedir ve İsviçre'nin dünya çapında serbest ticaret anlaşmaları bulunmaktadır. İsviçre, Avrupa Serbest Ticaret Birliği'nin (EFTA) bir üyesidir.

Eğitim ve bilim

İsviçre'deki eğitim çok çeşitlidir, zira İsviçre'nin anayasası, okul sistemi için yetkileri kantonlara devretmektedir. Birçok özel uluslararası okul da dahil olmak üzere, hem kamu hem de özel okullar vardır. İlkokul için asgari yaş tüm kantonlarda yaklaşık altı yıldır, ancak kantonların çoğu dört ya da beş yaşından itibaren ücretsiz bir “çocuk okulu” sağlıyor. İlkokul, okula bağlı olarak dördüncü, beş veya altı sınıfa kadar devam eder. Geleneksel olarak, okulda ilk yabancı dil her zaman diğer ulusal dillerden biriydi, ancak son zamanlarda (2000) İngilizce birkaç kantonda ilk kez tanıtıldı. En hızlı öğrenenlere daha ileri çalışmalar ve matura için hazırlanacak ileri sınıflar öğretilirken, biraz daha yavaş asimile eden öğrenciler kendi ihtiyaçlarına daha fazla uyum sağlayan bir eğitim alırlar.

İsviçre ve Avrupa Birliği

İsviçre, Aralık 1992'de bir referandumda Avrupa Ekonomik Alanında üyeliğe karşı oy kullandı ve o zamandan beri ikili anlaşmalarla Avrupa Birliği (AB) ve Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini sürdürdü ve geliştirdi. Mart 2001'de, İsviçreli halk, AB ile katılım müzakerelerine başlamak için halk oyu vermeyi reddetti. Son yıllarda, İsviçreli uygulamalarını uluslararası rekabet güçlerini arttırmak amacıyla birçok şekilde AB'ninkilerle uyumlu hale getirmiştir. Ekonomi 2010'da %3, 2011'de %1.9 ve 2012'de %1 oranında büyümüştür. AB üyeliği, İsviçre hükümetinin uzun vadeli bir hedefiydi, ancak muhafazakârın aksine, üyeliğe karşı önemli bir duyarlılık vardı. SVP partisi, Ulusal Konsey'in en büyük partisi ve şu anda diğer bazı siyasi partiler tarafından desteklenmiyor veya önerilmiyor. AB'ye üyelik başvurusu 2016 yılında resmen dondurulmuştu.

Batıdaki Fransızca konuşulan bölgeler ve ülkenin geri kalan bölgelerindeki kentsel bölgeler, nüfusun önemli bir oranından çok olsa da, AB yanlısı olmaya daha eğilimlidir. Hükümet, Dışişleri Bakanlığı bünyesinde bir Entegrasyon Ofisi kurmuştur. Ekonomi İşleri Daire Başkanlığı. İsviçre'nin Avrupa'nın geri kalanından tecritinin olumsuz sonuçlarını en aza indirmek için Bern ve Brüksel, ticaret ilişkilerini daha da serbestleştirmek için yedi adet ikili anlaşma imzaladılar. Bu anlaşmalar 1999 yılında imzalanmış ve 2001 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu ikili anlaşmaların ilk serisi kişilerin serbest dolaşımını içermektedir. 2004 yılında dokuz alanı kapsayan ikinci bir dizi imzalandı ve bundan sonra Schengen Antlaşması ve Dublin Sözleşmesi'ni de içeren başka bir şekilde onaylandı. İşbirliği için diğer alanları tartışmaya devam ediyorlar. 2006 yılında, İsviçre, daha fakir Güney ve Orta Avrupa ülkelerinde bir bütün olarak AB ile işbirliğini ve pozitif bağları destekleyen 1 milyar frank destek yatırımını onayladı.

Romanya ve Bulgaristan'ı ve son kabullerini desteklemek için 300 milyon frank onaylamak için daha fazla referanduma ihtiyaçı olacak. İsviçre, AB'nin yanı sıra bankacılık gizliliğini azaltmak ve vergi oranlarını AB ile eşit hale getirmek için bazen uluslararası baskı altında bulunuyor. Hazırlık görüşmeleri dört yeni alanda açılmaktadır: elektrik piyasasının açılması, Avrupa GNSS projesi Galileo'ya katılım, Avrupa hastalıkları önleme merkezi ile işbirliği ve gıda ürünlerinin menşei sertifikalarının tanınması. 27 Kasım 2008'de iç ve adalet Brüksel 'deki Avrupa Birliği bakanları, İsviçre' nin 12 Aralık 2008 'den Schengen pasaportsuz bölgeye katılımını açıkladı. Kara sınır kontrol noktaları sadece mal hareketleri için geçerli olacak, ancak ülkeye giren insanlar pasaportlarına sahip olsa da Eğer bir Schengen milletinden geldiyse 29 Mart 2009 tarihine kadar kontrol edildi. 9 Şubat 2014'te, İsviçre seçmenleri, ulusal muhafazakar İsviçre Halk Partisi'nin (SVP / UDC) göçü kısıtlamak için başlattığı bir oylama girişimi tarafından %50.3 oranında dar bir şekilde onayladı ve böylece bir kota yeniden yerleştirildi. Bu girişim çoğunlukla kırsal (% 57,6 onay) ve banliyö aglomerasyonu (% 51.2 onay) ve İsviçre'nin izole kentleri (% 51.3 onay) ve Ticino kantonunda güçlü bir çoğunluk (% 69.2 onay) ile desteklenmiştir. Büyükşehir merkezleri (%58.5 reddedilme) ve Fransızca konuşulan kısım (%58.5) İsviçre'yi reddetmişti. Bazı haber yorumcuları, bu önerinin fiili olarak bu ülkelerden kişilerin serbest dolaşımına ilişkin ikili anlaşmalarla çeliştiğini iddia etmektedir. Aralık 2016'da, Avrupa Birliği ile bir uzlaşma, AB vatandaşlarına yönelik kotaların etkin bir şekilde iptal edilmesine karşın, yine de İsviçre'nin elverişli muamelesine olanak tanımaktaydı.

Enerji, altyapı ve çevre

İsviçre'de üretilen elektrik, hidroelektrikten %56 ve nükleer enerjiden %39 oranında tasarrufludur ve bu da neredeyse CO2 içermeyen elektrik üreten bir şebekeye yol açmaktadır. 18 Mayıs 2003 tarihinde, iki nükleer karşıtı girişim geri çevrildi: Moratoryum Plus, yeni nükleer enerji santrallerinin inşasını yasakladı (%41,6 destekli ve %58,4 karşı çıktı) ve Nükleer Olmadan Elektrik (%33,7 destekli ve %66,3 karşı çıktı) Bir önceki moratoryumun 2000 yılında sona ermesinden sonra. Ancak, Fukushima nükleer felaketine bir tepki olarak, İsviçre hükümeti 2011 yılında önümüzdeki 2 veya 3 yıl içinde nükleer enerji kullanımını sona erdirmeyi planladığını duyurdu. Kasım 2016'da, İsviçreli seçmenler Yeşil Parti'nin nükleer enerjinin kademeli olarak durmasını hızlandırma önerisini reddetti (%45,8 destekli ve %54,2). İsviçre Federal Enerji Ofisi (SFOE), Federal Çevre, Ulaştırma, Enerji ve Haberleşme Bakanlığı (DETEC) içinde enerji tedariki ve enerji kullanımı ile ilgili tüm soruların sorumlusu. Ajans, ülkenin enerji kullanımını 2050 yılına kadar yarı yarıya azaltmak için 2000 wattlık toplum girişimini destekliyor.

Avrupa'nın en yoğun demiryolu ağı olan 5,250 kilometrelik (3,260 mi) yıllık 596 milyon yolcuyu (2015 itibariyle) taşımaktadır. 2015 yılında, her bir İsviçre vatandaşı demiryolu ile ortalama 2.550 kilometre (1.580 mil) üzerinde seyahat etti ve bu da en yoğun demiryolu kullanıcıları oldu. Ağın neredeyse %100'ü elektriklendirilmiştir. Ağın büyük çoğunluğu (%60) İsviçre Federal Demiryolları (SBB CFF FFS) tarafından işletilmektedir. İkinci en büyük standart ölçü demiryolu şirketi olan BLS AG'nin dar çaplı şebekelerde çalışan iki demiryolları şirketinin yanı sıra, bazı Dünya Mirası hatlarının yer aldığı Graubünden güneydoğu kantonundaki Rhaetian Demiryolu (RhB) ve Matterhorn Gotthard Bahn (MGB), Rhb ile Zermatt ve St. Moritz / Davos arasındaki Glacier Express ile birlikte çalışır. 31 Mayıs 2016 tarihinde dünyanın en uzun ve en derin demiryolu tüneli ve Alpler boyunca ilk düz, alçak seviyeli rota, 57,1 kilometre uzunluğundaki (35,5 mi) Gotthard Base Tüneli, Alpler boyunca Yeni Demiryolu Bağlantısı'nın en büyük parçası olarak açıldı. 17 yıl sonra (NRLA) projesi gerçekleştirildi. St Gotthard Masifi üzerinden eski, dağlık, doğal güzergâhı değiştirerek 11 Aralık 2016'da yolcu taşımacılığı için günlük iş hayatına başladı.

İsviçre, karayolu izinleri ile araç ve benzin vergileri ile finanse edilen yol geçişleri olmayan, halka açık yönetilen bir yol ağına sahiptir. İsviçreli otoban/ oto-rota sistemi, hem yolcu araçları hem de kamyonlar için karayollarını kullanabilmek için bir takvim yılı için 40 İsviçre Frangı tutarında bir vinyet (ücretli etiket) satın almayı gerektiriyor. İsviçreli otoban/ otomatik hat ağı toplam uzunluğu 1.638 km (1.018 mi) (2000 yılı itibariyle) ve dünyadaki en yüksek otoyol yoğunluklarından biri olan 41.290 km2 (15.940 sq mi) alana sahiptir. Zürih Havalimanı, 2012 yılında 22,8 milyon yolcu taşıyan İsviçre'nin en büyük uluslararası uçuş ağ geçididir. Diğer uluslararası havaalanları ise Cenevre Havalimanı'dır (2012'de 13.9 milyon yolcu), Fransa'da bulunan EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg, Bern Havalimanı, Lugano Havaalanı, Gallen-Altenrhein Havaalanı ve Sion Havaalanı. İsviçre Uluslararası Hava Hatları, Ana merkezi Zürich İsviçre'nin bayrak taşıyıcısıdır.

İsviçre, gelişmiş ülkelerdeki ülkeler arasında en iyi çevresel kayıtlardan birine sahiptir; 1998 yılında Kyoto Protokolü'nü imzalayan ve 2003 yılında onaylayan ülkelerden biriydi. Meksika ve Kore Cumhuriyeti ile Çevre Bütünlüğü Grubu (EIG) oluşturuyor. Ülke, geri dönüşüm ve anti-çöp yönetmeliklerinde yoğun bir şekilde faaliyet göstermekte olup, dünyadaki en büyük geri dönüşüm üreticilerinden biridir ve geri dönüşümlü malzemelerin %66 ila %96'sı, ülkeye bağlı olarak geri dönüştürülmektedir. 2014 Küresel Yeşil Ekonomi Endeksi, İsviçre'yi dünyanın en iyi 10 yeşil ekonomisi arasında yer aldı. İsviçre, geri dönüştürülebilir malzemelerin çoğunun geri dönüşümü için verimli bir sistem geliştirdi. Gönüllüler tarafından topluca organize edilen koleksiyon ve ekonomik demiryolu taşımacılığı lojistiği, 1865 yılında, ilk modern İsviçreli kâğıt üretim tesisinin Biberist'te inşa edilmesiyle 1869 yılında, kayda değer sanayici Hans Caspar Escher'ın (Escher Wyss AG) önderliğinde başlamıştır.İsviçre'de ayrıca, çöplerin bertaraf edilmesine yönelik ekonomik bir sistemi de vardır; bu, çoğunlukla çevreyi korumaya yönelik güçlü bir siyasi irade nedeniyle geri dönüşüm ve enerji üreten yakma tesislerine dayanmaktadır. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, çöplerin yasadışı olarak bertaraf edilmesi hiç hoş görülmez ve ağır bir şekilde cezalandırılır. Hemen hemen tüm İsviçre belediyelerinde, tek kullanımlık çöplerin tanımlanmasına izin veren çıkartmalar veya özel çöp torbaları satın alınmalıdır.

Demografi

2018'de, İsviçre'nin nüfusu 8,5 milyonu biraz aştı. Diğer gelişmiş ülkelerle ortak olarak, İsviçre nüfusu 1800 ve 1990,ler arasında dört katına çıkarak sanayi çağında hızla artmıştır. Büyümenin istikrarı bu zamana kadar artmıştır ve Avrupa'nın çoğu ülkesinde olduğu gibi, İsviçre de yaşlanan nüfusla yüz yüze kalmaktadır. Çoğunlukla göçmenlik ve doğurganlık oranına yakın bir doğurganlık oranı var. 2012 yılında, yerleşik yabancılar, gelişmiş dünyanın en büyük oranlarından biri olan nüfusun %23.3'ünü oluşturdu. Bunların çoğu (%64) Avrupa Birliği veya EFTA ülkeleriydi. İtalyanlar en büyük yabancı gruptu, toplam yabancı nüfusun %15,6'nı Almanlar (%15.2), Portekizli göçmenler (%12,7), Fransa (%5,6), Sırbistan (%5,3), Türkiye (%3,8), İspanya (%3.7) ve Avusturya (%2) tarafından yakından takip edilmektedir.

Sri Lanka göçmenleri, çoğu eski Tamil mültecileri, Asya kökenli insanlar arasında en büyük gruptu (%6,3). Ayrıca, 2012 rakamları, İsviçre'de 15 veya daha fazla yaştaki daimi nüfusun %34,7'sinin (yaklaşık 2.33 milyon) olduğunu gösteriyor. Bu nüfusun üçte biri (853,000) İsviçre vatandaşlığı tuttu. Göçmenlik geçmişi olan kişilerin beşte dördü kendileriydi (ilk jenerasyon yabancılar ve doğuştan ve vatandaşlığa geçirilmiş İsviçreli vatandaşlar), oysa beşte biri İsviçre'de doğmuştu (ikinci kuşak yabancılar ve yerli ve doğal İsviçre vatandaşları). Yerli ve yabancı kurumlar, özellikle bazı siyasi kampanyalarda yabancı düşmanlığı içinde bir artış olarak algılanan endişeleri dile getirdiler. Kritik bir rapora yanıt olarak Federal Konsey, "İsviçre'de ne yazık ki ırkçılığın var olduğunu" kaydetti, ancak ülkedeki yabancı vatandaşların yüksek oranının ve genel olarak yabancıların genellikle sorunlu entegrasyonunun İsviçre'nin açıklığının altını çizdiğini belirtti.

Diller

İsviçre'nin dört resmi dili vardır: ağırlıklı olarak Almanca (2014'te nüfusun %63.3'ü tarafından konuşuldu); Batıda Fransızca (%22.7); güneyde ise İtalyanca (%8,1). Dördüncü resmi dil olan Romansh (% 0,5), Graubünden'in güneydoğudaki üç dilli kantonunda yerel olarak konuşulan bir Roman dilidir ve Alman Anayasası'nın 4. maddesi tarafından Almanca, Fransızca ve İtalyanca ile birlikte ulusal bir dil olarak belirlenmiştir. Yetkililer Romalı dilini konuşan kişilerle iletişim kuruyorsa, resmi bir dil olarak 70. Ancak, federal yasalar ve diğer resmi eylemlerin Romalı'da kararlaştırılmasına gerek yoktur.

2013 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki daimi sakinler arasında en çok konuşulan diller İsviçre Almancası (%60,1), Fransızca (%23.4), Standart Almanca (%10.1) ve İtalyanca (%8,4) idi. Daimi ikamet eden nüfusun beşte birinden fazlası (%42,6) düzenli olarak birden fazla dil konuştuğunu belirtmiştir. Evde konuşulan diğer diller arasında İngilizce (%4,6), Portekizce (%3,5), Arnavutca (%2.6), Sırpca ve Hırvatca (%2,5), İspanyolca (%2.2) ve Türkçe (%1.3) yer almaktadır. Resmi dillerde iletişim kurmak ve federal parlamentoda Almanca, Fransızca ve İtalyanca dillerinde simültane çeviri yapılmaktadır. Kendi dillerinin resmi formlarının yanı sıra, İsviçre'nin dört dil bölgesi de yerel diyalektik formlarına sahiptir. Her dil bölgesinde diyalektlerin oynadığı rol dramatik bir şekilde değişmektedir: Almanca konuşulan bölgelerde, İsviçre Alman ağızları 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, özellikle radyo ve televizyon gibi medyada daha yaygın hale gelmiştir ve kullanılmaktadır. günlük bir dil olarak, tipik Alman dilinin standart çeşitliliği hemen hemen her zaman yazılı iletişim için lehçe yerine kullanılmaktadır (bir dilin cf bilgisi).

Tersine, Fransızca konuşulan bölgelerdeki yerel diyalektler neredeyse yok olmuştur (20. yüzyılın sonunda Valais nüfusunun sadece %6.3'ü, Fribourg'un %3,9'u ve Jura'nın %3.1'i hala lehçeleri konuşmaktadır). Konuşan bölgeler lehçeleri çoğunlukla aile ortamları ve gündelik konuşmalarla sınırlıdır. Temel resmi diller (Almanca, Fransızca ve İtalyanca), Helvetisms olarak bilinen İsviçre dışında kullanılmayan terimlere sahiptir. Alman Helvetizmleri, kabaca, Standart Alman ya da diğer Alman lehçelerinde görünmeyen, İsviçre Standart Almanca tipik, büyük bir kelime grubudur. Bunlar, İsviçre'nin çevreleyen dil kültürlerinden (Fransızca'dan Almanca Billett) gelen terimleri, başka bir dilde benzer terimlerden (İtalyan azonu sadece hareket olarak değil, aynı zamanda Alman Aktion'dan indirimli olarak da kullanmıştır) gelen terimleri içermektedir. İsviçre'de konuşulan Fransızca, Helvetisms olarak da bilinen benzer terimlere sahiptir. Helvetizmlerin en sık görülen özellikleri kelime dağarcığı, sözcük öbekleri ve telaffuzlardır, fakat bazı Helvetizmler aynı şekilde sözdiziminde ve yazımda da özel olarak kendilerini gösterirler. Kapsamlı Almanca sözlük olan Duden, yaklaşık 3000 Helvetizm içerir. Petit Larousse gibi mevcut Fransızca sözlükler arasında birkaç yüz Helvetizm vardır. Öğretimdeki diğer ulusal dillerden birinin öğrenilmesi tüm İsviçreli öğrenciler için zorunludur, bu yüzden çoğu İsviçre'nin en az iki dilli olması, özellikle de dilsel azınlık gruplarına ait olanlar olması gerekir.

Sağlık

İsviçreli sakinler, evrensel olarak, her bir başvuru sahibini kabul etmesi gereken özel sigorta şirketlerinden sağlık sigortası almak zorundadır. Sistemin maliyeti en yüksek değerler arasında yer alırken, diğer Avrupa ülkeleriyle sağlık sonuçları açısından da iyi bir uyum göstermektedir; Hastaların genel olarak oldukça memnun oldukları bildirilmiştir. 2012 yılında, doğumda yaşam beklentisi erkekler için 80.4 yıl, kadınlar için 84.7 yıl idi - dünyadaki en yüksek oran. Ancak, sağlık üzerindeki harcama ABD'de (%17.6) harcama daha özellikle Almanya ve Fransa (%11,6) ve diğer Avrupa ülkeleri, ile eşit GSYİH (2010),% 11.4 yüksek ama özellikle azdır. 1990'dan itibaren sağlanan hizmetlerin yüksek maliyetlerini yansıtan sürekli bir artış gözlemlenebilir. Yaşlanan nüfus ve yeni sağlık teknolojileri ile sağlık harcamaları artmaya devam edecektir.

Şehirleşme

Nüfusunun üçte ikisi ve dörtte üçü kentsel bölgelerde yaşamaktadır. İsviçre, 70 yıl içinde büyük ölçüde kırsal bir ülkeden kentsel bir şehre gitti. 1935'ten beri kentsel gelişme, önceki 2,000 yıl boyunca olduğu gibi, İsviçre manzarasının çoğunu sahip çıktı. Bu kentsel yayılma sadece platoyu değil aynı zamanda Jura ve Alpine eteklerini de etkilemekte ve arazi kullanımı ile ilgili endişeler artmaktadır. Ancak, 21. yüzyılın başından itibaren kentsel alanlardaki nüfus artışı kırsal alanlara göre daha yüksektir. İsviçre'de büyük, orta ve küçük kasabaların birbirini tamamladığı yoğun bir şehir ağı vardır. Plato, km2 başına yaklaşık 450 kişi ile çok yoğun bir şekilde doldurulur ve manzara sürekli insan varlığı belirtileri gösterir. Zürich, Cenevre-Lozan, Basel ve Bern gibi en büyük metropol alanların ağırlığı artmaktadır. Uluslararası karşılaştırmada, bu kentsel alanların önemi, sakinlerinin sayılarının daha güçlü olduğunu göstermektedir. Ek olarak, Zürich ve Cenevre'nin iki ana merkezi, özellikle büyük yaşam kaliteleriyle tanınmaktadır.

Büyük şehirleri

Din

Kantonların çoğu (Cenevre ve Neuchâtel hariç) Roma Katolik Kilisesi veya İsviçre Reform Kilisesi olan resmi kiliseleri tanımasına rağmen, İsviçre'nin resmi devlet dini yoktur. Bu kiliseler ve bazı kantonlarda, Eski Katolik Kilisesi ve Yahudi cemaatleri de, adherentlerin resmi vergilendirmesiyle finanse ediliyor. Rusya, Roma arasında bölünmüş olan İsviçre'nin baskın dini (yerleşik nüfusun yaklaşık %71'i ve İsviçre vatandaşlarının %75'i) Katolik Kilisesi (nüfusun %38.21'i), İsviçre Reformu Kilisesi (%26.93), Protestan kiliseleri (% 2.89) ve diğer Hıristiyan mezhepleri (%2.79).

Kültür

İsviçre'de resmi diller Avrupa'nın üç büyüğüdür. İsviçre kültürü, çok çeşitli geleneksel geleneklere yansıyan çeşitlilik ile karakterize edilir. Bir bölge, kendi dilini paylaşan komşu ülkeye kültürel olarak güçlü bir şekilde bağlı bir ülke olabilir, ülkenin kendisi Batı Avrupa kültürüne kök salmıştır. Doğu İsviçre'deki Graubünden'deki dilbilimsel olarak izole edilen Romans kültürü bir istisna oluşturuyor, yalnızca Ren ve Han'ın üst vadilerinde ayakta kalıyor ve nadir dilsel geleneğini sürdürmeye çalışıyor.

İsviçre, edebiyat, sanat, mimarlık, müzik ve fen bilimlerine önemli katkılarda bulunan birçok ülkeye ev sahipliği yapmaktadır. Buna ek olarak, ülke Avrupa'daki huzursuzluk veya savaş sırasında bir dizi yaratıcı kişiyi cezbetmiştir.

Ülke çapında yaklaşık 1000 müze dağıtılmış; sayı 1950'den bu yana üç kattan fazladır. Her yıl düzenlenen en önemli kültürel performanslar arasında Paléo Festivali, Lucerne Festivali, Montreux Caz Festivali, Locarno Uluslararası Film Festivali ve Art Basel bulunmaktadır. Fikir sembolizmi şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. ülkenin tarihi ve İsviçre milli kimliği. Günümüzde bazı yoğun dağ bölgeleri, kış aylarında güçlü bir enerjik kayak merkezi kültürüne ve yaz aylarında bir yürüyüş (ger: das Wandern) ya da Dağ bisikleti kültürüne sahiptir. Yılın diğer bölgeleri, turizme hitap eden bir rekreasyon kültürüne sahiptir, ancak daha az ziyaretçi olduğunda daha sessiz mevsimler ilkbahar ve sonbahardır. Geleneksel bir çiftçi ve çoban kültürü de birçok alanda baskındır ve küçük çiftlikler şehirlerin dışında her yerde mevcuttur. Halk sanatı ülkenin her yerindeki organizasyonlarda yaşatılmaktadır. İsviçre'de çoğunlukla müzik, dans, şiir, ağaç oymacılığı ve nakışta ifade edilir. Ahşaptan yapılmış trompet benzeri bir müzik enstrümanı olan alphorn, yodelingin yanı sıra geleneksel İsviçreli müziğin bir örneği haline geldi.

Edebiyat

Konfederasyon, 1291'deki kuruluşundan itibaren, neredeyse sadece Almanca konuşulan bölgelerden oluşuyordu, edebiyatın en eski biçimleri Almancadır. 18. yüzyılda Fransızca, Bern'de ve diğer yerlerde modaya uygun bir dil haline gelmişken, Fransızca konuşan müttefiklerin ve konu alanlarının etkisi öncekinden daha belirgin olmuştur. İsviçre Alman edebiyatının klasik yazarları arasında Jeremias Gotthelf (1797–1854) ve Gottfried Keller (1819-1818). 20. yüzyılın İsviçre edebiyatının tartışmasız devleri Max Frisch (1911-91) ve Friedrich Dürrenmatt (1921–90), repertuvarı ise 2001 yılında Hollywood filminde yayınlanan Die Physiker (Fizikçiler) ve Das Versprechen (The Pledge) filmlerini içeriyor. Prominent Fransızca konuşan yazarlar Jean-Jacques Rousseau (1712-1778) ve Germaine de Staël (1766-1818) idi. Daha yakın tarihli yazarlar, romanları köylülerin ve dağ sakinlerinin hayatlarını sert bir ortamda ve Blaise Cendrars (Frédéric Sauser, 1887-1961) olarak tanımlayan Charles Ferdinand Ramuz'u (1878-1947) içermektedir. Ayrıca İtalyan ve Romalı konuşan yazarlar, küçük sayılarına rağmen daha mütevazı bir şekilde katkıda bulundular.

Medya

İsviçre'nin federal anayasasında basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü hakkı garanti altına alınmıştır. İsviçre Haber Ajansı (SNA) dört ulusal dilde üçü - politika, ekonomi, toplum ve kültür üzerine - 24saat boyunca bilgi yayınlamaktadır. SNA, neredeyse tüm İsviçre medyası ve haberleriyle birkaç düzine yabancı medya hizmeti sağlıyor. İsviçre, nüfusu ve büyüklüğü ile orantılı olarak yayınlanmış en fazla sayıda gazete başlığını tarihsel olarak övüyor. En etkili gazeteler Alman dili Tages-Anzeiger ve Neue Zürcher Zeitung NZZ ve Fransız Le Temps'dir, ancak hemen hemen her şehrin en az bir yerel gazetesi vardır. Kültürel çeşitlilik, çok sayıda gazeteye hitap etmektedir. Hükümet, özellikle medya ve lisans alanlarından dolayı, yayın ortamından daha fazla denetim yapmaktadır. SRG SSR stüdyoları çeşitli dil bölgeleri boyunca dağıtılmaktadır. Televizyon programları, Cenevre, Zürih ve Lugano'da üretilirken, radyo içeriği altı orta ve dört bölgesel stüdyoda üretilmektedir. Geniş bir kablo ağı, çoğu İsviçre'nin komşu ülkelerdeki programlara erişmesine izin verir.

Spor

Kayak, snowboard ve dağcılık, İsviçre'deki en popüler sporlar arasındadır ve ülkenin bu tür faaliyetler için özellikle uygun olması. Kış sporları, 19. yüzyılın ikinci yarısından bu yana St. Moritz'deki kızak atlarının icadı ile yerliler ve turistler tarafından uygulanır. İlk dünya kayak şampiyonaları Mürren (1931) ve St. Moritz (1934) 'da yapıldı. İkincisi, 1928 yılında ikinci Kış Olimpiyat Oyunlarına ve 1948 yılında beşincisine ev sahipliği yaptı. En başarılı kayakçılar ve dünya şampiyonları arasında Pirmin Zurbriggen ve Didier Cuche yer alıyor.

İsviçre'de en çok izlenen sporlar futbol, ​​buz hokeyi, Alpde kayak, "Schwingen" ve tenis. Uluslararası futbol ve buz hokeyi yönetim organları, Uluslararası Futbol Federasyonu (FIFA) ve Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu IIHF), Zürih'te bulunmaktadır. Aslında uluslararası spor federasyonlarının diğer birçok merkezi İsviçre'de bulunuyor. Örneğin, Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), IOC Olimpiyat Müzesi ve Spor Tahkim Mahkemesi (CAS) Lozan'da bulunmaktadır.


Mutfak

İsviçre mutfağı çok yönlüdür. Fondü, raclette veya rösti gibi bazı yemekler ülke çapında her yerde bulunurken, her bölge iklim ve dil farklılıklarına göre kendi gastronomisini geliştirdi. Geleneksel İsviçre mutfağı, diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi, Gruyères ve Emmental vadilerinde üretilen Gruyère veya Emmental gibi benzersiz süt ürünleri ve peynirleri de içeren malzemeler kullanıyor. 18'inci yüzyıldan beri İsviçre'de çikolata yapılmış, ancak 19. yüzyılın sonunda, üretimini yüksek bir kalite seviyesinde sağlayan olgunlaştırma ve tavlama gibi modern tekniklerin icadıyla ün kazanmıştır. Ayrıca bir atılım, Daniel Peter tarafından 1875'te katı sütlü çikolatanın icadıydı. İsviçreli sağlık gıda öncüsü Maximilian Bircher-Benner, 19. yüzyılın sonunda işlenmiş gıdaların yaygınlaşması nedeniyle, İsviçre sağlık gıda öncüsü Maximilian Bircher-Benner, Birchermüesli adı verilen tanınmış yulaf gevreği tabağı şeklinde ilk beslenme temelli terapiyi yarattı.

İsviçre'nin en popüler alkollü içkisi şaraptır. İsviçre, toprağın, havanın, irtifanın ve ışığın belirli karışımları ile, yöre büyük farklılıklar nedeniyle yetiştirilen üzüm çeşitliliği açısından dikkate değerdir. İsviçre şarabı çoğunlukla beyaz şarapların çoğunluğu ile Valais, Vaud (Lavaux), Cenevre ve Ticino'da üretilmektedir. İsviçre'de Roma döneminden beri üzüm bağları yetiştirilmiş, bazı izler daha eski bir kökene sahip olsa da En yaygın çeşitleri Chasselas (Valais'de Fendant olarak adlandırılır) ve Pinot noir'dir. Merlot, Ticino'da üretilen başlıca çeşittir.

Kaynak

  1. Andreas Kley: Federal constitution Almanca, Fransızca ve İtalyanca İsviçre'nin tarihi sözlüğü internette, 3 May 2011.
  2. "2018 Human Development Report". United Nations Development Programme. 2018. 14 September 2018 Alınmıştır. 
  3. 3,0 3,1 3,2 3,3 "İsviçre". wikipedia. 2018. 11 November 2018 Alınmıştır.